0.0/5 derecelendirme (0 oy)

ATATÜRK MİLLİYETÇİSİYİZ

Altınova belediye başkanlığının ev sahipliğinde Altınova Atatürk Kültür Merkezinde yapılan “Cumhuriyet ve Demokrasi” söyleşisini körfezin her yerinde gelen binlerce kişi büyük bir heyecan ve coşku ile izledi.

Altınova Belediye Başkanı Asım Sürer, Ayvalık Belediye Başkanı H.Bülent Türközen ve eşleri, ATO Başkanı Rahmi Gencer, CHP İlçe Başkanı Cihan Şişman emekli Türkiye Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Ayvalık, Altınova ADD üyeleri, temsilcileri, Altınova, Ayvalık, Küçükköy ve Dikili CHP teşkilatı, kadın kolları, ÇYDD temsilcileri ile körfezden kalabalık vatandaş grubu TBB Metin Feyzioğlu’nu izlemeye geldiler. Salonda İzmir’den kendisini dinlemeye gelen İlkokul öğretmeni olan İnci Tuğ’u gören Metin Feyzioğlu hemen yanlarına oturdu ve elini öperek hatırını sordu,hatıra resmi çektirdi.

Yargıtay onursal başsavcısı sayın Sabih Kanadoğlu’nun da katıldığı söyleşi, Altınova ADD Başkanı İbrahim Mühürdaroğlu ve Altınova Belediye Başkanı Sayın Asım Sürer’in konuşmalarıyla başladı.

Başkan Sürer konuşmasında

Çocuklarımız, torunlarımız bir gün bize bu vatan için ne yaptınız derlerse,  en azından, Cumhuriyet değerlerini savunanların fikirlerini bir adım daha ilerilere taşıyabilmek için omuz omuza verdik. Karanlıkları aydınlatacak küçük çoban ateşlerinden bir tanesini de biz yaktık diyebileceğiz. Bugün burada Cumhuriyet değerlerini savunanların gözlerindeki umut ışığı ve heyecanı yarınları aydınlatacaktır.

dedi. Alkışlar içinde konuşmasına başlayan Metin Feyzioğlu konuşmasında;

Savunmanın kurucu unsur olarak kabul edilmediği, kabul edilmek istenmediği, savunmanın iddia edenle eşitliğinin benimsenmediği bir sistemde herkesin özgürlüğü, eşit yurttaşlığı tehlikededir. Bu ülkenin insanları, yurttaşlarımız, hangi şehirde doğduklarına veya yaşadıklarına; hangi dili konuştuklarına; hangi dinden, mezhepten olduklarına; hangi siyasi partiye oy verdiklerine; hangi siyasi düşüncenin taraftarı olduklarına bakılmaksızın eşit yurttaştır. Eşit yurttaşlığın teminatı ise bağımsız ve tarafsız mahkemelerle bu mahkemelerde yurttaşın hakkını koruyacak etkili ve bağımsız savunmadır.

 Türkiye’nin üç önemli kırılma noktası vardır ve bugün bunlar maalesef birileri tarafından zorlanıyor.  Bu üç kırılma noktası, mezhepsel yarımcılık, etnik ayrımcılık ve siyasal ayrımcılıktır. Üzülerek söylüyorum ki Türkiye cumhuriyetinin kurulmasından buyana, hatta Osmanlı’dan buyana mezhepsel ayrımcılıkla hiç bu kadar oynanmadı. Çorum ve Maraş olaylarının ardından Sivas olayları hala bazılarına ders olmadı. Bugün bir saldırıda hayatını kaybeden vatandaşlarımız için –hayatlarını kaybeden Sünni vatandaşlarımızın yakınları için- başsağlığı diliyorum diyebiliyorsa, bu mezhep ayrımcılığının en yetkili ağızlardan yapılması demektir. Bunun telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağını bilmiyorlar mı?

dedi. Konuşmasına etnik ayrımcılık konusuyla devam eden Feyzioğlu,

diğer kırılma noktası da etnik yarımcılıktır. Unutulmamalıdır ki kutuplaşma tek taraflı olmaz. Siz eğer bir kutup oluşturmak isterseniz, bilesiniz ki bunun karşısında bir başka kutuplaşma bulacaksınız. Siz bir etnik milliyetçiliği körüklerseniz, bunun karşısında mutlaka başka bir milliyetçilik bulacaksınız. Bizler hepimiz bir elin parmaklarıyız. Hepimiz bir ele bağlıyız. Parmaklar ayrı ayrı olabilir ama bilin ki el birdir. Hepimiz Cumhuriyetimize Atatürk Milliyetçiliği ile bağlıyız

diyerek, Atatürk milliyetçiliğinin önemini vurguladı. Konuşmasının son bölümünde Feyzioğlu;

Üçüncü kırılma noktası da siyasal ayrımcılıktır. Bugün devletin velilerinin hükümetin valisi olduklarını görüyoruz. Yapılan her işte siyasi davranıldığını görüyoruz. Hayalimiz Türkiye’de yaşayan herkesin hangi siyasi görüşte olursa olsun, hangi siyasi partiye oy verirse versin, ister muhalefete, ister iktidar partisine versin, ister Alevi ister Sünni, ister laz, ister Çerkez, ister Kürt olsun, hangi aidiyetten olduğunu bilmesin, işte herkesin eşit yurttaş olarak kabul gördüğü bir Türkiye hayal ediyoruz. Biz yurttaşın sesiyiz. Bu ülkenin yurttaşları özgürlük, eşit yurttaşlık istiyor. Her yurttaş eşit yurttaş olarak gerekirse Cumhurbaşkanının gerekirse Başbakanın gözünün içine baka baka onları eleştirmeyi hak olarak görmek istiyor. En sıradan insanın kendini idare eden hükümete de, devleti temsil edenlerin karşısında rahatlıkla,kaygıya kapılmaksızın ve bırakınız bir takibata uğramayı, azarlanmaksızın saygı sınırları çerçevesinde düşüncesini söylemesidir. Bu tarife uygun demokrasiyi hep birlikte el ele kurmak zorundayız. Nerenin ibadethane olduğuna ya da insanların ne zaman ahlaklı sayılacağına devletin karar vermediği, siyasi iktidarın insanların evlerinin içine girmeye kendine hak görmediği bir demokrasiyi gelin tesis edelim. Madem ki siyasi iktidar çatışmacı dil kullanıyor, karşılığı çatışmacı dil kullanmak olmamalı..

dedi. Konuşmasında Balyoz ve Ergenekon davalarına da değinen Feyzioğlu,

Toplumsal barış isteyenler ya da barış istiyoruz diyenlere elbette hepimiz barış istiyoruz dedikten sonra, şu hatırlatmayı buradan  yapmayı anlamlı görüyorum. Terör örgütüyle barışın müzakeresini yapanlar, hayatını terör örgütüyle mücadeleye adamış, yaşamını feda etmeyi şerefli bir görev saymış komutan ve subaylarımızı, sahte verilerle, sahteliği dünyada ispatlanmış delillerle zindanlarda tutmaya devam ediyorlarsa ve Genel Kurmay Başkanı terör örgütünün gizli tanık olduğu davada tutuklu tutuluyorsa bu tabloda toplumsal barış olmaz. Bu tablo vicdanları kanatıyor.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, toplumsal barışı kendilerinin de istediklerini ancak hayatını terörle mücadeleye adamış komutan ve subayların sahte delil ve verilerle cezaevinde tutulmasının toplumsal barışa katkı sunmayacağını söyledi.

Suriye’de yüzlerce çocuğun, gencin, kadının sarin gazıyla katledilmesini insanlığın izah edebilmesi mümkün değil. Kim yaptıysa insanlık suçu işlemiştir. Ama bunu dile getirip, sadece ve sadece sabah namazının kaç rekat olduğunu bilmedikleri için siz Nusayri’siniz deyip asfaltın ortasında kafalarından kurşunlananları görmezden gelenleri insanlıktan sayamam. Hepimiz insanız. İnsandan üstün değer olamaz. Bizim çok daha samimi bir dile ihtiyacımız var. Tüm siyasi partilere önerim milleti dinlesinler.

Dedi.

Son olarak, her birimiz Atatürk milliyetçiliğin neferleriyiz. Bizler koltukların kavgasına düşmemeliyiz. Eğer koltuğu koyacağın zemin altından kaymışsa, koltukta otursan ne olur. Gün birlik günüdür. Gün omuz omuza hiçbir yarım yapmadan çalışma günüdür. Bizle sapına kadar Atatürk milliyetçisiyiz. Hepimiz Atatürk devrimlerinin ışığını yaymak için çalışıyoruz. Buna inanıyoruz ve başaracağız.

Dedi.

İstiklal, İstikbal ve istikrar 

1125, Pazar, 06 Ekim 2013

Yorum bırak

Yorumlarınız misafir olarak yayınlanacak. Seçmeli giriş aşağıdadır.

Yandex.Metrica